WhatsApp Destek

Tüp Bebek Tedavisinin Anne Sağlığına Olumsuz Etkileri Var mıdır?

Paylaş

Tüp Bebek Tedavisinin Anne Sağlığına Olumsuz Etkileri Var mıdır?

Tüp Bebek Tedavi Yöntemi:

Tüp bebek tedavi yöntemleri anne adayının sağlığını tehdit edecek ya da bebeğin sağlığını riske atacak hiçbir tehdit unsuru içermemektedir. Tedavide yumurtalıklarda gelişen, içinde yumurta gelişiminin olduğu içi sıvı dolu keseciklerin (Folliküllerin) belirli bir olgunluğa erişebilmesi için bir hormonal uyarı sağlayan ilaçlar kullanılmaktadır. Bu ilaçların yumurtalık ve meme kanseri riskine neden olduğuna dair net bir bilgi bulunmamaktadır.

Tüp bebek tedavilerinde olası riskler nelerdir?

Uygulanan her tedavinin kendi içerisinde taşıdığı bazı riskleri vardır. Tüp bebek tedavilerinde de %1-2 oranında istenmeyen sorunlarla karşılaşılabilme ihtimali vardır. Tüp bebek uygulamalarının getirebileceği en ciddi risk tecrübeli kliniklerde %1 oranında karşılaşılan, kilo artışı, karın bölgesinde şişkinlik ve karın içinde sıvı toplanması, nefes almada zorlanma, karın ağrısı ve yumurtalıklarda büyüme gibi belirtileriyle ortaya çıkan ve nadir olarak hastane koşullarında tedavi gerektiren yumurtalıkların aşırı uyarılması yani ovarian hiperstimülasyon (OHSS) sendromudur. OHSS’nin yanı sıra; Yumurta toplama işlemine bağlı kanama ve enfeksiyon gibi istenmeyen olumsuz gelişmeler (Komplikasyonlar) olabilmektedir. Çoğul gebelik, erken doğum ve düşükle sonuçlanan gebelik riskleri de vardır.

Yumurtalıkların Aşırı Uyarılması Sendromu (OHSS) nedir?

Yumurtalıkların aşırı uyarılması; tedavide uygulanan hormon ilaçları ile yumurtalıklardan beklenen cevabın yerine, aşırı derecede yanıt verilmesi durumuna denir. Uygulanan hormon desteğine bağlı olarak vücuttaki östrojen hormon seviyesi artar, yumurtalıklar aşırı derecede büyür. OHSS’ nin ilk belirtileri kilo artışı, karın çevresinin artması, nefes darlığı, karın ağrısıdır. Bunların yanı sıra:

  • İshal
  • Şişkinlik
  • Bulantı
  • Kusma
  • Göğüs kafesi ve karın içinde sıvı birikimi
  • Nefes alışverişinde zorlanma
  • İdrar miktarının azalması
  • Tansiyonun düşmesi görülebilir.

OHSS, olgunlaştırma iğnesinin uygulanmasından 3-7 gün arasında görülebilirken, 12-17 gün sonra da ortaya çıkabilmektedir. Hafif ve orta derecede seyreden OHSS, protein açısında zengin beslenme, bol sıvı alımı ve dinlenme ile genellikle hastanede tedaviye gerek duyulmadan kontrol altına alınabilmektedir. OHSS’nin ileri derecede olması halinde ise, hastanede tedavi gerekli olmakla beraber damar yoluyla hastaya albumin ve sıvı desteği sağlanmakta, gerekli görüldüğü durumlarda karında ve göğüs kafesinde birikmiş sıvının boşaltılması ve pıhtılaşmaya karşı kan sulandırıcı ilaçlar verilmektedir.

Tüp bebek tedavi sürecinde hastanın kilo kontrolü, karın çevresi ölçümleri ve düzenli kan tahlilleri yapılarak tedavinin etkisi gözlemlenebilmektedir. Karın içinde biriken sıvının miktarının çok fazla olması durumunda sıvının dışarıdan müdahale ile boşaltılması gerekliyken, bu sıvının boşaltılmasının ardından iyileşme süreci 10 gün ile 3 hafta arasında değişim gösterebilmektedir.

 

OHSS’ nin gelişme olasılığından şüphe edilen hastalarda, tedavide uygun protokollerin seçilmesi ve düşük dozda ilaç kullanılması gerekir. Fakat OHSS’nin öngörüldüğü durumlarda çatlatma iğnesi hCG yerine daha farklı ilaçlar (Antagonist tedavi sikluslarında  GnRH analoğu) kullanılabilir. OHSS riski öngörüldüğü durumlarda embriyo transferi yapılmayarak gelişen tüm embriyolar daha sonra kullanılmak üzere dondurulabilir. Embriyo transferi hastanın sağlık durumu normal hale geldiğinde yapılabilir.

Tüp bebek tedavisinde kullanılan ilaçların kanser gelişimi üzerine istenmeyen etkileri var mıdır?

Tüp bebek tedavisi esnasında kullanılan ilaçlar vücudu gebelik için uygun hale getirebilmek için gerekli düzeyde uygulanan üreme hormon takviyelerini içermektedir. Hormon seviyelerinin arttırılması ile normal yollardan çocuk sahibi olamayan yani kısırlık sorunu olan çiftlere yardımcı olmayı amaçlamaktadır. Bu ilaçlar östrojen ve progesteron hormon düzeylerinde değişiklik sağlarken, yumurta gelişimine de olanak sağlamaktadır. Östrojen miktarının artması sonucunda meme kanseri, yumurtalık kanseri gibi diğer kanser türlerinde risk artışı sağlayabileceği düşünülmektedir. Ancak bu konuda kesin bir bilgi yoktur.

Her kadın hayatı boyunca yumurtalık, serviks ve meme kanserine yakalanma riski taşımaktadır. Bu kanser türlerinin sebebi bilinmemekle beraber, bazı hormonal değişikliklerle bağlantılı olabilmektedir.

Özetle; tüp bebek tedavisinde uygulanan hormonal ilaçların geçici olarak üreme hormonlarını yükseltmesi değil, uzun dönem içerisinde hormonların yüksek seviyelerde seyretmesi ve progesteron hormonu ile dengelenmemesi sonucunda bu istenmeyen durumların(Meme kanseri, yumurtalık kanseri) gelişebileceği bilinmelidir.